Kayıtlar

Ağustos, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

sorgu

 - mucizelere inanır mısın?  + ne zaman?  - ne zaman mı, ne garip bi soru bu böyle!?  + gündoğumu veya batımını izlerken inanırım mesela, bir bebek doğduğunda, bir kuş uçtuğunda, bazen yağmur yağdığında bile inanasım gelir ama genelde inanmam.  - peki şu an? 

sancı

kendimden hiç memnun değilim. n’apcam ben böyle? açıkçası hiç bilmiyorum.  şimdi düşündüm, yeni güne uyanmakla başlayacağım işe. uyandıktan sonra susadığımı, acıktığımı, yorulduğumu - herhangi bir şeyi - hissetmeye çalışacağım. belli mi olur, belki kendimi mutlu bile hissederim hem.

incelikler yüzünden

küçük şeylerle mutlu olan insanlar genelde daha mutsuzdur.  iyi gece, tatlı rüya.

the rhythm of love is changeable

i’m singing in the rain  just singing in the rain  what a glorious feelin’  i’m happy again  i’m laughing at clouds  so dark up above  the sun’s in my heart  and i’m ready for love  love me tender  love me long  take me to your heart  for its there that i belong  and well never part  this world has lost its glory  let’s start a brand new story  now my love  fill my heart with song  and let me sing for ever more  you are all i long for  all i worship and adore  you’re just too good to be true  can’t take eyes off you  you’d be like heaven to touch  there’s no one else  could ever make me feel  i’m so alive  it’s you, it’s you, it’s all for you  everything i do  i tell you all the time  heaven is a place on earth with you  when the stars make you drool just like a pasta fazool  that’s amore  when you dance down the street with a cl...

devam edenlere;

çoğunluk bir şeylere başlamanın en zoru olduğunu düşünür. oysaki zor olan devam etmektir. çünkü; başlamak yenidir, devam etmek rutin. başlamak farklıdır, devam etmek aynı. başlamak heveslidir, devam etmek kararlı. başlamak enerjiktir, devam etmek durağan. başlamak pozitiftir, devam etmek gerçekçi. başlamak heyecanlıdır, devam etmek yorgun. başlamak gençtir, devam etmek yaşlanır. başlamanın hayalleri vardır, devam etmeye hayatın getirdikleri kalır. başlamak kendin içindir, devam etmek emeklerin için. başlamak tatlıdır, devam etmek acıtır.

korktuğum şeyler

annenle baban her kavga ettiğinde ikili ilişkilere olan inancın biraz daha eksilir. evdeki gerginlik, huzursuzluk, kırgınlık.. hisleri tüm gücünü toplayıp midene sağlam bir yumruk atmışçasına karnını ağrıtır. evlenecek kadar birbirini sevmiş bu iki insanın her kavgası bir öncekine göre biraz daha hüzün doludur, her tartışmaları öncekinden daha acımasızdır ve her yenisi insana sevgiden daha çok uzaklaşıldığını hissettirir. - düşünürsün -   sevgi zaman geçtikçe mi azalır? sevgi azalabilen bir şey midir? yoksa hiç sevmemişler midir birbirlerini? tanışmalarının başından beri sadece birbirine tahammül edebilen iki insanın artık tahammül sınırına yaklaşması mıdır bu olanlar? - sorarsın - ilişkinin başında da kavga eder miydiniz böyle? ‘ederdik tabi ara ara ama böyle olmazdı o zamanlar hiç.’ niçin evlendiniz peki? ‘sevdik.’ - onlar bile niçin evlendiklerini tam olarak bilmiyorlar yani, daha çok düşünürsün, soramazsın - sevdiniz demek, eskidendi yani artık sevmiyor musunuz birbirinizi?

sufle

“mutluluğu bir olaya, kişiye, duruma ve şartlara bağladığında sonunda mutsuz olman kaçınılmazdır.”  çoğumuz bu bilgiyi teorik olarak bilse de günlük hayatına uyarlayanlarımız oldukça azdır. birçoğumuz zengin olduğunda, zayıfladığında - kilo aldığında, sınavı geçtiğinde, istediği şeyi aldığında, sevgilisi olduğunda.. mutlu olacağını sanan insanlarız aslında. eğer bu gruptan biriyseniz size söyleyebileceğim tek şey, şayet bir gün kendiniz için belirlediğiniz mutluluk şartınız gerçekleşirse ve hâla mutsuz olduğunuzu fark ederseniz büyük çaplı bir hayal kırıklığına uğramamanız gerektiğidir. (küçük çaplı bir hayal kırıklığı bu senaryo için kaçınılmaz bir sondur maalesef :) beni bu yazıyı yazmaya iten asıl şey, diğer gruptakiler. asıl mutluluğun o an her ne yapıyorsa ondan haz almak olduğunu görebilen, hiçbir şey yapmıyorsa bile aldığı nefesten dâhi keyif duyabilenler. her yeni güne saf -gerçek- mutluluğun verdiği huzurla uyanan, her gün yeniden yaşam enerjisiyle dolan ve bu enerjiyi etr...

insan olmanın dayanılmaz ağırlığı

bugün hissiz ve düşüncesiz uyandım, bu iyi değil. insan olmak yine çaba gerektiriyor. 

bıktığım şeyler

günlük yaşantımda kendimle geçirdiğim zamanların mutsuzluk katsayısı epey arttı şu sıra. bunca sorun olarak gördüğüm şey arasında asıl sorunum ise bu sanırım. kendime dürüst olduğumda yaptığım seçimlerin çoğunu beğenmediğimin farkındayım. fakat bu süreçte şunu da iyice anladım ki; geçmişte seçmiş olduğum bir şeyi artık seçmemiş olmayı dilememin bana hiçbir faydası yok. zaman, içinde yaşadığın an dışında kontrol edebileceğin öğeler barındırmıyor maalesef. geçmiş veya geleceği çok düşünmek insana acı, kaygı, korku, suçluluk.. hissettiriyor sadece. bazı şeyleri çok düşünmenin gereksiz bir şey olduğunu fark ettiğimden beri sorunlarımı farklı şekilde ele almaya başladım ben de. yeni felsefemse şu; eğer sorunum şimdiyle sınırlı ya da benim kontrolümde değilse artık sorunum değildir.  bugün bu kadar, hoş kal.

gerçekler

her şey kötüdür, her şey iyidir.  herkes yoktur, kimse vardır.  doğru çoktur, yanlış tektir.  tekillik çoğulluktur.  renkler acıdır,  kokular serttir.  sıcak soğutur, soğuk ısıtır.  benlik senliktir,  herkes bendir.